3 Mart 2017 Cuma

Kuzey Sineması'nda bir Dogma 95 örneği; Nordkraft

Ole Christian Madsen, Danimarka sinemasında Lars Von Trier ile Thomas Vinterberg öncülüğünde kurulan 'Dogma 95' manifestosuna imza atan ilk yönetmenlerden.

Her ne kadar kendisini 'Auteur' yönetmen olarak tanımlamasa da kendi yazdığı senaryoları filme aldığı için dünya sinemasınca 'Auteur yönetmen' olarak anılan Madsen, Danimarka'nın 'Trainspotting'i sayılan Nordkraft'ı manifestodan tam 10 yıl sonra vizyona soktu. Film, Türkiye'de gösterilmedi.

Nordkraft, tıpkı 95 Manifestosu'nun 1. kuralı olan 35 mm formatında çekildi. Filmin çekimleri için Aalborg tercih edildi. Madsen daha çok Aalborg'un barlarını, kagir binaları ve arkadaşlarının evlerini mekân olarak kullandı.
Nordkraft ve Trainspotting'in ortak noktaları


Nordkraft'ta tıpkı Trainspotting gibi kitap uyarlaması. Jacob Ejersbo'nun 'Kuzey Kuvvet' romanından sinemaya uyarlayan Madsen, filme 'Vandalizm' unsurlarını da ekliyor.

En basit tanımıyla Nordkraft, tıpkı Trainspotting gibi madde kullanımı çerçevesinde sistem eleştirisi yapıyor. Filmin ilk sekansı Maria'nın Jutland'da yaşayan dul bir uyuşturucu satısıcıyım. Adet dönemindeyim. Bu yüzden karnım ağrıyor ve miden bulanıyor sözleriyle başlıyor. 95 Dogma'nın 7. maddesinde kamera sabit olmamalı kuralına uyan Madsen, dinamik ve hareketli kamera tekniklerini kullanarak bize önce filmin karakterlerini tek tek tanıtıyor.

İlk karakterimiz 'torbacı' Asger ve birey olamamış, hayatta kalma yetilerini erkek arkadaşı olmaksızın yitirmiş 'torbacı kuryesi' Maria.

Madsen'in kamerasından tanıdığımız ikinci karakter 'Alan'. Alan için Claus Riis Ostergaard'a ayrı bir parantez açmak gerekiyor. Rol için 10 kilo alan Ostergaard, sabah ve akşam olmak üzere günde iki kez antrenör eşliğinde kas idmanları da yapmış. Filmdeki heybetli duruşunu 3 aylık sıkı çalışmasına borçlu. Madsen'in kamerasındaki 3. karakter, kendisini 'müptezel' olarak tanımlayan Stesto ve kız arkadaşı Tilda.

Film tüm bu karakterlerin kişisel hayatlarını daha doğru bir tanımla ağlatılı/trajik hikâylerini anlatıyor. Nordkraft, Danimarka sinemasının en özgün yapımlarından. Kuzey'in kendine has 'kara-mizah'ı da kendini filmde hissettiriyor.

Uyuşturucu etkisiyle kafaları 'trip'lenen karakterlerimiz gördükleri halüsinasyonlar Madsen'in kamerasında öyle hareketli sunuluyor ki, yönetmen bu durumu "Filmi izleyenlerin başı dönecek" diye yorumlar.

Biraz da 'Pusher'

Film, anlatım yapısı olarak Danimarka sinemasının ilk suç filmi olan 'Pusher' ile benzerlikler gösteriyor. Kuzey sinemasının bir diğer Auteur yönetmeni Nicolas Winding Refn'in ilk ve (bence) 'ustalık' eseri olan Pusher'da da önce karakterler sırasıyla tanıtılır. Her iki filmin yarısına gelindiğinde karakterler bir araya gelirler.

Kısa kısa;


Nordkraft'ta hiç stüdyo çekimi yok, çekimlerin tümü doğal mekânlarda yapıldı.

Kamera sabit değil, dinamik.

Film renkli, doğal ışık haricinde ışıklandırma kullanılmadı.

Yönetmenin ismi jenerikte geçmiyor ( Dogma 95'in kurallarından biri)

Filmde, Tarantino'nun söylemiyle 'sömürü aksiyon'u yok.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder